Arıkbaşı Köyü Eğitim ve Kültür Derneği
arıkbaşı köyü

Kesdoğan Kalesi

kesdoğan kalesi

Divriği kalesinin egemeni Mengücükoğlu Şahin Şah’ın Ertuğrul Bey adlı yiğit bir oğlu vardır. Ertuğrul Bey günün birinde, geyik avına çıkar ve av izlerken, karşı yakaya geçer. O sırada adamlarıyla birlikte oradan geçmekte olan Ermeni kralının kızı Belkıs ile karşılaşır. Belkıs ile Ertuğrul Bey ilk görüşte birbirlerine aşık olmuşlardır. Ertuğrul Bey atını sürer ve babasının yanına gider. Belkıs ile evlenmek istediğini söyler.

Şahin Şah elçileri ile durumu Ermeni kralına bildirir. Kral elçileri güler yüzle karşılar, ikramlarda bulunur. Şah’ı reddetmeyi hemen göze alamadığından "Şahlar şahı kızımı ister de, ben vermez miyim? Yalnız, kızımla bir konuşayım, öyle cevaplayayım" der.

Ertuğrul Bey gün batımında, kalenin burcuna çıkar, okunun ucuna bağladığı mektubu Belkıs’a fırlatır. Belkıs’ın cevabı gecikmeye başlar. Ertuğrul Bey babasından bir kez daha Ermeni krala elçiler göndermesini ister.

Kral elçileri kabul eder. Kızımla konuştum o da istekli, ama kızım çok gururludur. Erkek çocuğum olmadığından onu bir erkek gibi yetiştirdim. Şimdi o da "Ben şahın oğluna varmak isterim, dillerini de dinlerini de kabul ederim, ancak evleneceğim erkeğin de ne denli yiğit olduğunu görmeliyim diyor." der. Elçiler bir ağızdan: "Şahımızın oğlu dilediğinizden de yiğit, dilediğinizden de merttir. Dileğiniz nedir?" diye sorarlar.

Kral da "Kalenizin burcundan kalın bir halat gerile, bu halat üç gün üç gece iç yağıyla yağlana, Şahınızın oğlu huzurumuzda bu halata tutunarak boğazı geçip bizim kalemize vara. Bunu başarırsa kızımı veririm" der. Elçiler durumu Şah’a anlatır. Şah bunu kabul etmek istemez, oğlunu vazgeçirmek için yalvarmaları fayda etmez.

Ertuğrul Bey Belkıs’a kavuşmak için her şeyi kabul eder. Hazırlıklar tamamlanır. Ertuğrul halata tutunarak karşıya geçmeye çalışır ama Belkıs’ın yüreği ağzındadır. Ertuğrul Bey büyük bir gayretle karşıya geçmeye çalışırken, tam kale burcuna tutunacağı sırada, Ermeni kral yanındaki Doğan adlı pehlivana "kes Doğan" diye seslenir.

Pehlivan’ın halatı kesmesi ile, Ertuğrul Bey uçuruma yuvarlanıp yaşamını yitirir. Durumu gören Belkıs da kendini burçtan aşağıya atar. Şahin Şah ordusuyla Kral’ın kalesine yürür ve kaleyi alır alır. Kral kaçmayı başarır. Olaydan sonra kalenin adı "Kesdoğan" olarak anılır. Günümüzde kalenin duvarlarında kan lekesine benzeyen lekeler görülür. Bunun Belkıs ve Ertuğrul Bey’in kanı olduğuna inanılır.

E-Bülten

Makaleler